Kazadan sonra rapor tutmak kolaydır; önemli olan kaza olmadan önce tehlikeyi sezebilmektir. Risk değerlendirmesi, İSG yönetim sisteminin kalbidir. Ancak statik, masa başında hazırlanan ve rafa kaldırılan bir doküman, işletmenizi korumaz. Dinamik ve yaşayan bir risk değerlendirme süreci için belirli metodolojilerin sahaya yansıtılması şarttır.
Başarılı bir risk analizi için şu beş adım hayati önem taşır:
- Tehlikelerin Tanımlanması: Fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal tehlikeler ayrı ayrı ele alınmalıdır. Sadece gözle fark edilenler değil, ortam ölçümleriyle tespit edilen gürültü veya kimyasal gaz gibi “görünmez” tehlikeler de listelenmelidir.
- Risk Altındakilerin Belirlenmesi: Sadece tam zamanlı personeli değil; ziyaretçileri, alt işveren çalışanlarını, stajyerleri ve engelli personeli de kapsayan bir analiz yapılmalıdır.
- Risk Seviyesinin Derecelendirilmesi (L Tipi, Fine-Kinney vb.): Tespit edilen tehlikenin gerçekleşme olasılığı ile yaratacağı şiddet çarpılarak risk skoru belirlenmelidir. Bu sayede işletme, hangi önleme öncelikle yatırım yapacağını bilir.
- Kontrol Önlemlerinin Belirlenmesi (Hiyerarşik Sıra): Risk kontrolünde altın kural hiyerarşidir: Önce tehlikeyi kaynağında yok et (eliminasyon), başaramıyorsan ikame et (daha az tehlikelisi ile değiştir), olmazsa mühendislik önlemleri al, o da yetersizse idari önlemler ve en son KKD kullanımı sağla.
- Periyodik Gözden Geçirme: Yeni bir makine alındığında, büyük bir arıza yaşandığında veya mevzuat değiştiğinde risk değerlendirmesi derhal güncellenmelidir.
Doğru yapılmış bir risk analizi, işletme için bir yol haritasıdır. Bu haritayı takip etmek, bilinmezlikleri ortadan kaldırır ve güvenli bir çalışma ortamının kapılarını açar.

